En sevilen,en unutulmaz,en mutlu,en heyacanlı,en bizli günlerin geride kaldığını kabul etmek zor olmaz bazen.Boğazınıza bişey düğümlenir de konuşamazsınız.İlk önce o içinizdeki kısık ses konuşmaya başlar bişeylerin ters gittiğini anlarsınız.Ama olur arada öyle ya der geçersiniz.O ses inat siz ondan daha inat.Gün geçtikçe o ses avaz avaz bağırmaya başlar.Sorun olduğunu kabul etmeye başlarsınız.Kim bilir cicim ayları denilmesinin sebebi belki de bu iç sesle tanışmayla biter.
Her zaman yanınızda olmaya alıştığınız insandan kaçmaya,zamanı geri almaya odaklanırsınız.Karnınızda uçuşan kelebeklerin ömrü bitti dönemine hoşgeldiniz işte.Bu dönem her iki taraf için zor olsa da bi taraf çoktan umursamaz olmuştur.Diğer taraf ya bunun farkına varır oda pes eder ya da farkında olduğu halde anlamazdan gelir.Siz de anlasın artık die onun istemediği her şeyi yapmaya başlarsınız.Sonra günler belki haftalar geçer ama yüzleşme zamanı gelir çatar.İçinizdeki ses durmaz çünkü vicdan da diyorlar buna gerçi ben geçen zamanın çok da önemli olduğunu düşünenlerden değilim aslında.Bir insanla ne kadar çok zaman değil o zamanda neler yaşadığınız önemli.O zamana hangi duyguları hangi hayalleri sığdırdığınız kaç kahve içip kaç tavla attığınız önemli.O bitmesin diye zamanın geçmesini istemeyip keyifli sohbetler önemli.Ama işte gün geliyo mantıkla duygular kıyasa giriyor.
Çevre etkisi mi ?
Araya giren mesafeler mi?
Gün geçtikçe artık alışılan sohbetler mi?
Daha nice nice sebepler geçiyo aklımdan.Gene de bitmesin diye direnmek istiyorum.
O ilk tanıdığım bir anda hayatıma heyecan,mutluluk,sevgi,hayaller,cesaret,özgürlük katan kelebeğe rastlarsanız söyleyin bana da borcu var.Benden gitti ama geri gelsin.Gelsin ki hislerimi sahibine bana ulaştırsın....
kendinize iyi bakın cut. :)))